Ana Sayfa Melike Baysal Yazıları Baba-oğul iki ölümün ardından veteriner hekimlik anıları!

Baba-oğul iki ölümün ardından veteriner hekimlik anıları!

Yaşam, her birimizin anlarını ilmek ilmek örerken, öyle hikayeler çıkarıyor ki ortaya, bazıları gerçekten inanılmaz! 2012’de, hırçın bir rottweiller köpeği, sahibinin sakinleştirmesini bekliyordum aşısını yapabilmek için. O esnada da aklımdan, çok sevdiğim mesleğimin ne kadar zor ve özel olduğunu, bu meslek için, arkamızdan gelen meslektaşlarımız için bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm.

Ve o anda çıktı veteriner hekimliğin anısal tarihini yazma fikri. 80 yaşının üstündeki veteriner hekimlerle röportajlar yapıp, onların adını, onların dönemini meslek tarihine, ülke tarihine yazma fikri… Zira Türkiye Cumhuriyeti’nin bir dönemine veteriner hekimlik açısından da bir ışık tutmuş olacaktı bu anılar…

Araştırmalarım ilk olarak Veteriner Hekim Osman Köseoğlu’na götürdü beni. Sonra Ahmet Büyükçoban, Ahmet Akyıldız… Ve hocaların hocası Prof. Dr. Cemal Nadi Aytuğ’a ulaşmaya çalıştım epey bir süre. Oğlu, sevgili Faruk ağabeyimize (Veteriner Hekim Ömer Faruk Aytuğ) ulaşabildim. Bana, hocanın çok hasta olduğunu, hastanede tedavi gördüğünü ve sonrasını kestiremedikleri için bu röportajın gerçekleşemeyeceğini söyledi. Ben de, kendisinden babasını anlatmasını rica ettim. ”Büyük mutluluk duyarım” yanıtı benim için de büyük mutluluktu. ”Bursa’da yaşamadığı için fotoğrafları yok, elimde bir tek bu kalmış” dediği fotoğrafla bir gün çıka-geldi. Beş saat civarında konuştuk. Çok sigara içtiğini hatırlıyorum en çok. Yazıyı düzenledim, kendisine gönderdim, sonra o yazı, benim kendi kitabımdan önce, Bursa Sağlık Tarihi Ansiklopedisi’nin Veteriner Hekimlik bölümünde yayınlandı. Benim açımdan büyük bir mutluluk ve onur kaynağı olmasının yanında, adlarını en azından şimdilik, çok önemli bir eserle tarihe bırakmayı başarmıştım. Ama ne yazık ki, kaderin çok tuhaf bir cilvesi olarak, Cemal Nadi Aytuğ Hoca hastaneden çıktı, sağlığına kavuştu ve bir sabah, durup dururken, Faruk ağabeyimizin ölüm haberini aldık. Prof. Dr. Cemal Nadi Aytuğ’la röportaj nedeniyle değil, sevgili oğlunun ölümü nedeniyle karşılaştık. O gün bahsedemedim tabii kendisine, acısı büyüktü. Ansiklopediyi kendim götürmek istedim ama ne yazık ki olmadı. Birkaç gün önce, ”Nilüfer Aytuğ Hoca’ya ulaşıp, adresini alayım ve göndereyim en iyisi” diye düşünüp Nilüfer Hoca’ya yazdım ama görüşemedik. Ve o yazıyı göremedi Hoca. Belki haberi bile yok. Şimdi kitabı eşine ve torununa göndereceğim. Velhasılı, yaşam bazı şeyleri ertelemeye gelmiyor. Fazla kısa… Hocaların hocası, değerli bilim insanı Prof. Dr. Cemal Nadi Aytuğ’un anısına saygıyla paylaşmak isterim…

İşte o yaptığım söyleşi:

“84 yaşın verdiği yorgunluktan olsa gerek, Prof. Dr. Cemal Nadi Aytuğ hoca, daha çok dinlenmeye ihtiyaç duyduğu için kendisi ile ilgili söyleşiyi yine kendisi gibi bir veteriner hekim olan, ‘’ben veteriner hekim doğdum’’ diyen, asıl uzmanlık alanı kanatlı olmasına rağmen, meslektaşı Veteriner Hekim Tamer Tunaer ile birlikte Bursa’nın ilk küçük hayvan kliniğini açan Veteriner Hekim Ömer Faruk Aytuğ ile yaptık.  Ömer Faruk Aytuğ, 2000 yılında önce ortaklıktan ayrıldı, daha sonra meslekten emekli oldu ve çocukluğundan beri ilgilendiği ‘’sanatsal çerçevecilik’’ yapmaya başladı.

 

 

Babasını şöyle anlatıyor Veteriner Hekim Ömer Faruk Aytuğ…
1933 yılında Bursa/Harmancık’ta doğar, Bursa Erkek Lisesi’ni derece ile bitirir ve 1950 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne girer.
1955 yılında mezun olur olmaz Bursa’ya tayini çıkar, bir süre sonra da askerlik görevi için Erzurum’a gider; askerliği bittikten sonra da Çukurova Harası Sığırcılık Şubesi’nde veteriner hekim olarak göreve başlar. Aynı zamanda, Zootekni kürsüsünde sığırcılık alanında uzmanlık çalışmasına başlar.
Güney Anadolu kırmızılarının selektif yöntemle iyileştirilmesini sağlayarak çok başarılı bir çalışma yapar.
Çukurova’dayken Sebahat Hanım ile evlenir ve 1959’da oğulları Ömer Faruk, 1961 yılında da kızları Funda dünyaya gelir.
1961 yılında, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne gelir, Zootekni Ana Bilim Dalı’nda doktora yapmak istemektedir ancak hocası Prof. Dr. Cahit Yalçın’ın ısrarı ile Dahiliye’de doktoraya başlar.
Doktorasını bitirdikten sonra, 1966 yılında öğretim üyesi değişim programı ile Berlin Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne gider. Ailesini de yanına alır ve Berlin’de yaşamaya başlarlar.
Bölüm başkanının ve eşinin tüm ısrarlarına rağmen, eğitiminin meyvelerini ülkesinde vermek ister ve Türkiye’ye geri döner.
1970 yılında doçent olur, Türkiye’nin ikinci veteriner fakültesi olan Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne geçici görevle gider; 1972 yılında kurulan İstanbul Üniversitesi’nde de dersler verir ve 1977 yılında profesör olur.
1977 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Bursa’da Veteriner Fakültesi kurulması kararı alınır ve kurucu dekan olarak Prof. Dr. Cemal Nadi Aytuğ görevlendirilir.
1978 yılında, fakülteyi kurar kurmaz Karapınar’daki ‘pazar tesisleri’nden bir fakülte çıkartır. Yani karardan 6-8 ay sonra Bursa Üniversitesi Veteriner Fakültesi eğitime başlar.
Fakülte aynı yıl Veteriner İşleri Müdürlüğü’nün Hayvan Hastanesi’ni devralır ve fakültenin klinikleri haline gelir.
Kadro tamamlanıncaya kadar, hizmetin aksamaması için orada çalışan veteriner hekimler görevlerine devam ederler.
YÖK ile birlikte, tekrar Ankara’ya çağrılır; ancak geri dönmek istemez ve ‘’YÖK lü üniversite istemem’’ diyerek emeklilik dilekçesini verir, emekli olur ve 32 yıl sürecek özel sektör yaşamı başlar.

Emekli olduktan 3 gün sonra, 32 yılın tamamını geçireceği Topkim’de göreve başlar. 
Topkim devredilene kadar çalışır ve 2015 yılı sonunda iş hayatını bırakır.
Evet, böyle anlatıyor babası Prof.Dr.Cemal Nadi Aytuğ’u Ö.Faruk Aytuğ…
Her zaman evinde bir kütüphanesi vardır Prof.Dr.Cemal Nadi Aytuğ’un ve ‘’Ben Tolstoy’u, Gorki’yi, Yaşar Kemal’i babamdan öğrendim’’ der oğlu.
Siyasi olarak kutuplaşmaların olduğu bir ülkede, Cumhuriyet okuyan, kitap okuyan bir aydın, her ideolojiden öğrencilerinin sevgilisi olmuştur diye devam eder.
Ülkücü öğrencilerinden Veteriner Hekim Muhsin Yazıcıoğlu bunlardan biridir ve nerede görse hocasının ellerine sarılır.
1991-1999 yılları arasında oda yönetiminde de görev alan Prof. Dr. Cemal Nadi Aytuğ, özel sektörde de öğretmeye devam etmiştir.
Isparta’da Aksu Köyü’nde yörük çadırlarında yörüklere hayvancılık konusunda bilinçlendirme seminerleri verir.
Topkim’de çalışmaya başladıktan sonra, 90 civarında ilacın Türkiye’ye gelmesini sağlamıştır.
Bunlardan biri de özellikle uyuz tedavisinde efsane olmuş ‘’İvermectin’’dir.”

 2,828 total views,  4 views today